Saint Joseph
Ailesine Fransa’dan Sevgilerle,
Bugün Fransa’da beşinci günümüz. Yorucu, eğlenceli ve
bir o
kadarda
kültür yüklü geçen geride bıraktığımız dört günümüzü
anlatmak istiyoruz sizlere…
Birinci gün otelimize geldik ve hemen bir şeyler
yemek için çevreye dağıldık. Oldukça geç bir saatti
otele dönerek yarınki zorlu program için yattık.
Ve Paris
Cumartesi
sabahı otelden yürüyerek Monmartre ve Socre-Coeur’e
gittik. Monmartre’de ressamlar sabah olduğu için
daha yeni hareketlenmeye başlamışlardı.
Öğrencilerimiz tablolarını açarlarken ve kalemlerini
çıkartırken onlarla konuştular. Güzel bir manzara
idi. Bir bayan ressam aksanlarını ve sorularını çok
beğendi, Türk olduğumuzu öğrenince daha da memnun
oldu. Hoş dakikalardı.

Socre-Coeur’e çıktığımızda çok güzel bir Paris manzarası ile
karşılaştık. Hava çok güzeldi, kilisenin önünde arp
çalan bir müzisyen vardı. Manzara ile birlikte
Arp’ın çıkardığı ses ile Paris ve Socre-Coeur çok
gizemliydi.
Belki
çoğumuzun Paris’e gidipte ziyaret etmediği Büyük
Osmanlı Camisinde yemek yemek inanılmaz güzeldi
kendimizi evimizde hissettik. Nane çaylarımızı
içtikten sonra Doğa Tarihi Müzesine geçtik. Darvin
teorisini rehber eşliğinde incelemek çok güzeldi.
Bir çok bilmediğimiz konuda artık bilgi sahibiydik.
Oradan yürüyerek Notre-Dame geçtik, mimarisi
muhteşem olan kiliseyi uzaktan görüp yaklaştıkça
eski insanların işlerine verdikleri önemi ve sabrı
birkez daha görmüş olduk. Hava kararmıştı artık
Eiffel’e yürüme vakti gelmişti.
Işıklarıyla
devasa duruyordu. Ama geç olduğu için yukarı çıkmak
istemedik. O yüzden hemen Seine nehrinde bot ile
eski müzikler eşliğinde güzel bir gezinti yaptık.
Boşuna dememişler
Paris
aşk şehri diye… Otele döndüğümüz zaman oldukça geç
bir vakitti ve biz çok yorulmuştuk.
Pazar sabahı saat 7’de kalktık. Saat 09:30’da Louvre Müzesinde
rehber eşliğinde
dolaşmaya
başladık. Monsieur Yann Gouge rehberin
anlattıklarını her zaman Hazırlık öğrencilerine
tercüme ederek yardımcı olmaya çalıştı. Louvre’dan
sonra bir gün evvel çıkamadığımız Eiffel kulesine
çıkmak üzere yürüyüşe başladık. Deniz hoca gene bize
spor yaptırmak için uzun bir yolu tercih etmişti.
Eiffel’e geldiğimiz zaman hemen yukarıya çıktık.
Paris’e baktığımız zaman iki gündür ne
kadar
çok yer gördüğümüzü anladık.
Sıra Champs-Elysees’ye gelmişti. Yaklaşık beş buçuk saat orada
dolaştık. Bazı
mağazalar
kapalıydı ama bizim istediklerimizin çoğu açıktı.
Sonra hep birlikte oybirliği ile karar verdiğimiz
Hard-Rock Cafe’ye gittik. Sanıyoruz paramızın çoğunu
burada verdik. Ama çok güzeldi.
Bu iki gün içerisinde Monsieur Pierre bize metro kullanmayı
öğretti. Ne kadar zor bir şeymiş Paris Metrosu. Ama
şu anda çoğumuz kendi başımıza binip dolaşabiliriz.
Otele döndüğümüz zaman çok yorgunduk, valizlerimizi
toparladık. Çünkü pazartesi günü Disneyland’a
gidiyorduk.
Ve EuroDisney….
Sabah valizlerimizi otelimize yerleştirdikten sonra hemen
Disneyland’a gittik. Gece 23:30’daki ring otobüsü
ile otelimize döndük. Odalarımız hazırda zaten ve
ilk defa rahat uyuyacaktık. Çünkü erken
kalkmayacaktık. Sabah 10:30’da eşyalarımızı tekrar
aşağıya indirdikten sonra toplu halde gezmek için
hep birlikte önce Thunder Montagne denilen trene
bindik.
Video ile kendimizi çığlık çığlığa
görüntüledik. Ve daha birçok şeye hepbirlikte
binerek tam bir Saint Joseph ruhu içerisinde hareket
ettik.
Övünç ağabeyimiz, Nesligül ve Hakan arkadaşlarımız iki gün bizim
düzenimizle ve sorunlarımızla ilgilendiler. Verilen
saatlerde herkes yerinde olarak birbirimize sahip
çıktık.
Bu dört günde Atıl ağabeyimiz bizim fotoğraflarımızı çekecek
ve ailelerimize haber verecek diye çok yoruldu.
Ahmet Ağabeyimize’de bu arada teşekkür ediyoruz.
Çünkü gönderdiklerimizi ailelerimize zamanında
iletmek için yardımcı oldu.
Şimdi sıra Alp’lerde
Deniz hoca diyor ki disiplin
aynen devam edecek, vaktinde hareket etmeyeni
bırakırım. Vallahi hepimiz uyuyoruz. Çünkü hiç
şakası yok.

Sizlere buradan çok çok selamlar.
La
Clusaz’dan selamlar,
Evet, daha evvelden kayanlar ve hiç kayak sporu
yapmayanlarla oldukça başarılı bir buçuk gün geride
bıraktık aramıza katılan eski öğretmenlerimiz M.
Gauge ve M. Vincent Boizot gezimiz daha keyifli hale
geldi. Sabahtan kayak öğretmenlerimizle birlikte
kayak eğitimi aldıktan sonra dört öğretmenimizle
Türkiye’de kırmızı tabir edilen buradaki mavi
pistlerden artık yeni başlayanlarımız bile
kayabiliyor. Bizleri merak etmeyin zaten Atıl
Ağabeyimiz sizlere fotoğraflarımızı koyuyor.
Güzel ve başarılı bir kayak sporu daha
bitirdik.Öğrencilerimiz;okulumuzu,Türkiye'yi ve
ailelerini çok güzel temsil ettiler .hepsini tek tek
kutluyoruz. Ailelere ve eğitmenlerimize böyle
kaliteli gençler yetiştirdikleri içinde teşekkür
ediyoruz..Seneye beyazın bol Mavinin çok ve
yeşilinde kısmen gözüktüğü bir kayak programında
buluşmak üzere diyerek Kayak programını burada
bitiriyoruz.
Yaza daha güzel programlarla da karşınızdayız Bize
yurt dışında yardım eden ve gezimizin Fransa ayağı
M.Yann Gouge'ye ,yanımıza gelerek yardımlarını
esirgemeyen Vincent Boizot'a ,öğretmenlerimiz Deniz
Dener - Pierre Dupuy'a, görüntüleyen ve yayınlayan
Atıl Eryendi'ye ve bizlere orda yardım eden tüm
Fransız ve Türk dostlarımıza teşekkür ederiz.
|