|

Gönderilmemiş Mektuplar
‘’Müthiş görkemin altında yaşanan trajedi…’’
İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun olan ve mimarlık
okurken teyzesi sayesinde sanat tarihiyle tanışıp
hayatına bambaşka bir yön veren İrepoğlu, beğenilen
romanı ‘’Cariye’’ ile konuğumuzdu. İrepoğlu,‘’Tarihle
Romanı Birleştirmek’’ isimli sunumu ile hepizimi
etkiledi.
Kendini biraz deli ve sıradışı olarak nitelendiren
İrepoğlu, ‘’Deli olmak güzel, tarihte deliler hep
marjinal kişilerdir ‘’ dedi. Şu sıralarda iki farklı
romanı birden kurgulayan yazarımız, bilimsel
kitaplarının da olduğunu söyledi.
‘’Cariye’’ romanı için ; dilin kolay olmadığını ama
keyifli bir kitap olabileceğini vurgulayan İrepoğlu
romanın dilinin ağır olduğunu belirten bir soruyu
‘’Dil, beni en çok zorlayan oldu. 18. yüzyılı
yansıtmak zorundaydım ; çünkü roman 18. yüzyılda
geçiyordu. Ama dili yabancılaştırmamak amacım da
vardı. ’’ diyerek yanıtladı. ‘’O dönemin tadını,
okuyucu biraz daha alsın diye, kitabın dilinin o
döneme yakın ama bugünle dengeli olması için
uğraştım. ‘’ diye ekledi.
Mektup yazmak, günümüzde yok olan bir eylem, bu
yüzden de mektup başlı başına kişiyi eskiye götüren
bir araç. Hele yollanmamış mektuplar, çok daha
enteresan ama asıl etkileyici olan kitapta bulunan
son beş mektubun padişah tarafından gerçekten kaleme
alınmış olması…
Yazarımız, ‘’Az bilinenleri işlemek istiyorum.’’
diyerek romanını yazmaya başlamış.

‘’Romanınız nasıl bu kadar gerçekçi ?’’ diye
sorduğumuzda ; ‘’Hissederek yazıyorum, 18. yüzyıl
uzmanlık alanım olmasına rağmen ve kitabın geçtiği
hareme defalarca gitmeme rağmen yine de gidip
araştırdım. Aklıma gelen bir şey olduğunda
üşenmedim, hemen yazdım. Atmosferi hissetmek, çok
farklı.’’ diye vurguladı. Ayrıca dekorasyon,
yeme-içme, kıyafet gibi yaşam ayrıntılarını
tablolardan, yazılardan vb. günümüze kadar gelen
eserlerden yararlanarak kurguladığını açıkladı.
Bir arkadaşımızın ‘’Kitabın neden mutlu sonla
bittiğini’’ sorması üzerine ‘’ Bütün karakterlerin
büyük sıkıntılarının olduğunu ve acı bir sonla
bitirmenin basit olacağını düşündüğünü ; bu şekilde
bitirmektense mutlu bir sonla bitirmenin okuyucuları
daha fazla düşündüreceğine inandığını, yapı olarak
da bu sona daha yatkın olduğunu’’ vurguladı.
Çok keyifli geçen söyleşi sonunda Gül İrepoğlu,
kitaplarını imzaladı.
GÜL İREPOĞLU Kimdir ?
İstanbul
Güzel Sanatlar Akademisi’nde mimarlık öğrenimi yapan
Gül İrepoğlu, mezun olduktan sonra İstanbul
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Estetik ve Sanat
Tarihi Kürsüsü'nde asistan ve doktora öğrencisi
olarak akademik kariyerine başladı. 1984’te
doktorasını tamamladı. 1991’de Sanat Tarihi doçenti,
1997’de Sanat Tarihi profesörü unvanını aldı.
TRT 2 televizyonunda
haftada bir yayınlanan “Sanat-Mekân” programını
hazırlayıp sunmakta ve roman çalışmalarını
sürdürmekte, yurtiçinde ve yurtdışında konferanslar
vermektedir.
2003 yılında yazdığı Lale Devri’ni anlatan "Gölgemi
Bıraktım Lale Bahçelerinde" romanından sonra ikinci
romanı "Cariye" XXVIII. yüzyılda Osmanlı Sarayı
haremini anlatmaktadır.
|